Ölüm çocuklara nasıl anlatılmalı? Bebekler stres olup uyku düzeni bozuluyor!

Vefat her insan için kabullenmesi nispeten güçlükle olan bir durumdur. Yetişkinler için bile hayli zorlayıcı bir bahis olan mevt kelam konusu evlatlar olunca ebeveynleri daha da zorlamaktadır. Evlatların irtihali kabullenmesi ve mevti anlatmak ebeveynleri ziyadesiyle düşündüren bir husustur. Evlatlara vefatı anlatmak yaş aralığına nazaran değişmektedir. Evlatlara vefat anlatılmadığında başının içinde yan edinen boşlukları akıllıca yahut yanlış olarak kendi usulleriyle doldurmaya çalışabilir. Yalnızca evlatlara değil 0-6 aylık bebeklerinde vefattan etkilendiğini biliyor muydunuz? Husus hakkında Uzman Klinik Psikolog Merve Kırna konu hakkında kıymetli malumatlar verdi. Evlatlara irtihal nasıl anlatılır? 2-3-4-5-6-7-8-9 yaşındaki evlada irtihal nasıl anlatılır? İşte evlatlara ve bebeklere vefatı anlatmanın teknikleri Elmaelma.com’da!

0-6 Ay Aralığındaki Bebeklere…

Evlat muhitinde bakım verenlerin üzüntülü olmalarını fark eder. Kayıptan sonra oluşan gerilime bağlı yemek ve uyku nizamında bozulmalar olabilir.

6 Ay -2 Yaş Aralığındaki Evlatlara Irtihal Nasıl Anlatılır?

  • Evlat vefatın kayıp olduğunu idrak edemez ve ölen kişi hakkında sorular sorar.
  • Ölen kişinin geri gelmemesine, kendisiyle oyun oynamamasına öfkelenebilir, kendisini terkettiğini, bıraktığını düşünebilir.
  • Bakım verenlerinden ayrılmak istemez, yanından giderse kendisini terkedeceğini düşünebilir.

2-6 Yaş Aralığındaki Evlatlara Irtihal Nasıl Anlatılır?

  • Ölen kişi hakkında sorular sorar.
  • Ölen kişinin gelmemesinden ötürü öfke oluşabilir.
  • Çizgi sinemalarda, oyunlarda ölen karakterin tekrar canlanması üzere, ölen kişinin tekrardan geleceğine inanıp birlikte yapacaklarını anlatabilir.
  • Mektep öncesi devirde evlatlar sihirli tasavvurlara sahiptir. “Ben bu türlü düşündüğüm için mi öldü?” diye kendilerini suçlayabilirler ya da dua ederek, dilek dileyerek ölen kimseyi geri getirebileceğine inanırlar. Mezarlığa armağan, oyuncak götürebilirler.

6-9 Yaş Aralığındaki Evlatlara Mevt Nasıl Anlatılır?

Mevtin bir son olduğunu anlamaya başlarlar. Öfke/kızgınlık üzere hisler oluşabilir. Üzüntü/stresini yaşayabilmesine imkan tanınmalıdır.

Ergenlik Devrinde Olan Evlatlar İçin…

  • Vefatın bir son olduğu ve geri dönüşü olmadığını bilirler.
  • Vefatı yetişkinler üzere algılarlar.
  • “Hayat nedir?”, “Ben kimim”, “Ölüm nedir”, “Ölümden sonra neler oluyor” üzere felsefik sorulara karşılık ararlar.
  • Bana bir şey olmaz, vefat vesair kişilerin başına gelir duygusu oluşabilir.

Evlada Vefatı Anlatırken Ebeveynler Nelere Dikkat Etmeli?

Ekseriyetle yolunda gitmeyen bir şey olduğunu evlat önündeki kişinin tavrından anlayabilmektedir, bu durum sır olarak saklanırsa ve evlada açıklama yapılmazsa, hadisesi “saklanacak bir durum” olarak görebilir ve korkusu, tasası artabilir. Evlatlar televizyonda birçok kaza ve mevt haberi görüyorlar, besledikleri evcil hayvanlarının ölmesine şahit olabiliyorlar ya da sokakta ölmüş bir kuş, kedi ile karşılaşabiliyor ve doğal karşılayıp kabullenebiliyorlar.

Evlatlar laflarınızdan çok hal ve tutumunuzdan, ona lafsız olarak aktardıklarınızı içselleştirir. Irtihal evlada anlatılırken, anlatan kişinin tasası ağır olursa, tasayı evlat içselleştirebilir. Çoklukla aileler kendi irtihal ile ilgili kaygı şemalarını evlatlara yansıtabiliyor  bunun sonucunda evladın tasa ve dehşet şeması tetiklenebiliyor.

Evlat irtihalle ilgili  “Ben ölecek miyim?”, “Sen ölecek misin?”,  “Ben yaramazlık yaptığım için mi öldü?” ya da “Ben dilediğim için mi öldü?” üzere sorular sorabilir. Soru sorması, hislerini tabir etmesi sağlıklı yas süreci için kıymetlidir. Sorduğu sorulara anlaşılır yanıtlar bulması telaşını azaltacaktır. Bunun yanı sıra mevt haberinden sonra evlat üzülebilir, ağlayabilir bu hisler çok olağandır, nasıl ki yetişkinler yas sürecinden geçiyorsa evlatlar da yakın birini kaybettikten sonra yas sürecinden makbul.

Mevt haberi evlada verilirken ailenin inancına nazaran açıklama yapması korku ve kaygıyı hafifletmektedir. “Bu yerküre bitti, öbür yerküre başlıyor, orada hayat devam ediyor, bu yerkürede artık onu göremeyeceğiz” üzere açıklamalar evlatta korku oluşumunu azaltmaktadır.  Kişi şayet öbür yerküreye inanmıyorsa, vefatın bir son olduğu, ölen kişinin artık görüp duyamayacağı, konuşamayacağı anlatılır.

Bazen evlatlar mevt kavramını tam içselleştiremediği için ya da bu durumu inkar için anlattıklarınıza reaksiyon vermez, oyunlarına kaldığı bölgeden devam eder, hiçbir şey yokmuş üzere davranabilir, bu durumda evladınızın yaşadıklarını anlamaya çalışın. Evladın hayatında oda, hane, mektep, kent üzere ani değişimlerden sakınılmalı, eski tertibine devam etmelidir.

Evlada Vefattan Bahsederken Neler Söylenmez?

Beşerler doğar, büyür, yaşlanır, ölür”  söylemi evlat için büyüme ve yaşlanıp ölme korkusuna neden olabilir, büyümemek için yemek yemeyi reddedebilir ya da büyükanne-dedesinin yaşlandığını düşünerek ölecekleri için üzülebilir.

Soyut devri tamamlamamış olan evlada vefat ile ilgili “Allah o denli istedi”, “Allah sevdiği kullarını çabuk yanına alır” üzere söylemler, evlatta  “Sevdiğim kimseyi Allah öldürdü”, “Ne yaptı ki neden yanına aldı”, “Allah beni de severse beni de, öbür sevdiklerimi de yanına alır, düzgünlük yapmayayım, yaramazlık yapayım ki Allah beni yanına almasın” üzere fikirlere neden olabilir ve bu durum, evladın diyanete bakış açısını değişebilir.

Mevt kavramı konumuna kullanılan alternatif cümleler evladın başını daha çok karıştırmakta ve tasa oluşumunu tetiklemektedir. “Cennete gitti, orası çok hoş, uygun beşerler cennete masraf, o da artık cennette” üzere söylemler, cennet-cehennem kavramını bilmeyen bir evlat için baş karıştırıcı olabilmektedir. “Madem cennet bu kadar hoş biz de ölüp oraya gidelim” tasavvuru oluşabilir.

-“O melek oldu, bulutlardan seni izliyor” üzere söylemler gözetlenme telaşını tetikleyebilir.

-“Hastalandı öldü”, “Hastalandı iyileşemedi” demek ise; evlatta “Hastalanırsam bende ölürüm” korkusunu pekiştirir bu yüzden her marazın vefatla sonuçlanmadığı, hafif hastalıklarda ilacımızı alıp tedavi olduktan sonra iyileşildiği aktarılmalıdır.

-“Uzun bir yolculuğa çıktı” üzere söylemler de evlat ölen kimseyi bekler ve  “Neden gelmiyor?” , “Neden beni terk etti?” diye ölen bireye öfkelenebilir.

-“Derin uykuda uyuyor”, “Sonsuz uykuda” üzere söylemler çocuklarda uyku bozukluğuna neden olabilmekte olup, korkuyu pekiştirebilir.

Kolik Nedir? Koliğin Nedenleri Nelerdir?

Kolik Nedir?

Kolik, normal ağlamanın üst sınırı olarak tanımlanımlanır. Bebeklerde doğumun ilk üç ayında görülen, haftada üç gün üst üste ve günde üç saati aşan huzursuzluk hali ve geçmeyen ağlama nöbet­leri Kolik olarak adlandırılır.

 

Koliğin Nedenleri

Günümüzde koliği açıklamada bazı teoriler öne sürülse de nedenleri net olarak belirlenmiş değildir . Fakat olası bazı açıklamaları aşağıda sıraladık.

­

Yeni doğan bebekte dışarıdan gelen uyarıları engelleyen bir mekanizma bulunur. İkinci haftadan sonra bu engelleyici mekanizmanın ortadan kalkmasıyla bebek dış dünyanın uyaranlarını fark etmeye başlar. Artık bebek ışık, farklı farklı ses ve yüzleri algılamaya başlayarak daha duyarlı bir hale gelmiştir. Bu aşırı uyarılmış hal bebekte gerginleşmeye ve dolayısıyla nedensiz ağla­malara sebebiyet verir.

 Kolik sebebinin, psikolojik de olması da mümkün. Gebelikte yaşanan stres ve fiziksel rahatsızlıklar, aile içindeki sorunlar ve doğum esnasın da ki olumsuz tecrübeler de koliğe sebebiyet verir.

Koliğin başka bir sebebi de beslenme şeklidir. Yatay pozisyonda besleme , biberonla beslenme ve beslenme sonrası gaz çıkarmama durumu da kolik sebebidir. Tek koruyucu faktör olarak görülen eylem ise ilk altı ayda bebeğin anne sütü ile beslenmesidir. Anne sütü alan bebek­ler de almayanlara göre daha az kolik görülür.

 

Annenin gaz yapacak içecekleri tüketmesi, bebeğin uyku düzeninin bozuk olması , yeteri oranda anne sütü alamaması ,yanlış emzirmeden kaynaklanan ağzından hava kaçması gibi faktörlerde kolik oluşumunun artmasına sebep olur.

Kolik Bebekte Görülen Şikayetler

Kolik ,hem kız çocuklarında hemde erkek çocuklarında sıklıkla görülebilen bir durumdur. Genelde panik halinde olurlar. Yaşadıkları ağrı hissini mimikleri ve davranışları ile dışa vururlar. Kollarını yukarı doğru kaldırırak bacaklarını karın içine çekerler.

Tedavisi Nasıl Yapılır?

Koliğin belirli kanıtlanmış bir tedavi şekli yok. Gaz sancısında uygulanan yöntemleri aynılarına kolikte de uygularız . Gaz giderici damlalar kullanabiliriz. Emzirme sonrası bebeğin sırtını aşağıdan yukarıya doğru sıvazlayıp ve arada pat patlayarak bağırsakta ki gazı çıkarabiliriz. Karına sıcak havlu uygulaması yapabiliriz.

  •  

 

 

Doğru Emzirme Önerileri

Emzirme Eylemine İlk 1 Saat İçinde Mutlaka Başlanılmalı

Yeni doğan bebekler için anne sütünün faydası tartışmasız kabul edilen bir gerçektir. Doğumdan hemen sonra anne ve bebeğin sağlık durumuna göre bebeklerin ilk yarım saat veya en geç bir saat içerisinde mutlaka emzirilmesi gerekmektedir. Halk dilinde “ilk ağız” olarak da bilinen,ilk saat sütü olan “kolostrum” yeni doğan bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirirken, anneyi de olası kadın kanserlerine karşı adeta bir kalkan görevi yaparak koruma altına alır.

Anne Sütünün Faydaları

Anne sütü, yeni doğan bebeği doyurmasının yanı sıra bağışıklık sistemini  güçlendirerek bebeklerin hastalıklara karşı daha korunaklı bir hale gelmesini sağlar. Ayrıca anne sütü bebekleri alerjiden, astımdan ve alerjik bronşit gibi birçok hastalıktan da korur.

Emzirmenin Anneye Faydaları

Emzirme, annelerin psikolojik olarak kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlar ve bebekleri ile aralarında çok daha güçlü bir bağ oluşmasına sebep olur. Emziren annelerde meme, yumurtalık ve rahim kanseri riskinin daha az olduğu görülür.

Doğru Emzirme Teknikleri

 Doğumdan sonra yarım saat ila bir saat içerisinde anne bebeğiyle muhakkak cilt teması kurmalıdır.Sütünün gelmediği gözlemlense bile bebeği emzirmeye çalışmalıdır.

 İyi bir emzirme için, öncelikle anne rahat bir şekilde oturmalı , sırt ve bel bir yastıkla desteklenmelidir. Bol giysiler giymeli, rahat ve sessiz bir ortamda bulunmalı ve kaygılardan uzak kalmalıdır.

 Emzirme sırasında bebeği mümkün oldukça anne kendine yakın tutmalıdır. Bebek kolun iç yüzeyine yerleştirilerek başı dirsek boşluğuna gelecek şekilde olması sağlanmalıdır. Sırt boyunca popoya kadar olan bölüm el ile desteklenmeye özen gösterilmelidir.

Bebek emerken veya sütü sağarken memeye yuvarlak hareketlerle masaj yapılması sütün akışını kolaylaştırır ve tıkanıklar varsa onların açılmasını sağlar

Emzirme süreci sonrasında anne bebeği göğsüne yatırarak aşağıdan yukarıya doğru sıvazlayıp ve arada pat patlayarak gaz çıkartma eylemi yapılmalıdır.

 Emzirme süresince anne ve bebeğin sağlığı önemi açısından, annenin protein ve kalsiyum içeren besinler tüketimine ağırlık vermelidir.

 Eğer ilaç kullanılması gerekiyorsa mutlaka doktorun bilgisi dahilinde olmalıdır. Bu şekilde kullanılan bazı ilaçların süt aracılığıyla bebeğe geçerek istenmeyen yan etkilerin oluşması ortadan kaldırılır.


  Anne hiç bir zaman emzirme sıklığı ve miktarını belirli kurallara bağlamamalı, bebeğinin davranışları gözlenerek onun tercihine göre yapılmalıdır.